Lovcen dağının eteklerinde, kara ve denizin birleştiği yerde Sveti Stefan adası bulunmaktadır. Sveti Stefan, Budva’nın yaklaşık 6 kilometre güneydoğusunda küçük bir adacık ve otel tesisidir. Bölgede, adacıklar ve Villa Miločer’in bir kısmının bulunduğu anakara parçası bulunmaktadır.

Ada, Karadağ‘ın Adriyatik sahil şeridinin orta kesiminde 2 kilometre sahil şeridine sahiptir. Budva‘nın güneyinde Przno ve Sveti Stefan köyleri arasında yer almaktadır. Sveti Stefan’ın pembe kumlu plajları, Miločer Plajı ve Kraliçe’nin Plajı sahil şeridinin bir parçasıdır. Ada, 12.400 m2’lik bir alan kaplamaktadır.

1960’lardan 1980’lere kadar zengin ve ünlüler için Adriyatik’te bulunan bir oyun alanı olan otel, şimdi ise 2009 yılında tamamlanan ve 30 yıllık bir kiralama kapsamında faaliyet gösteren uluslararası Aman Resorts grubunun 5 yıldızlı bir franchise otelidir. Eskiden bir ada olan Sveti Stefan, şimdi anakaraya bağlanmıştır. Adada toplam 50 oda, kır evi ve süit ile Villa Miločer’de 8 büyük süit bulunmaktadır. Otel, 2010 yılında Gallivanter’in Rehberinden Yılın Otel ödülünü kazanmıştır.

Sveti Stefan’ın Tarihi

Efsaneye göre, adaya ilk yerleşim bir kale inşa edilerek 1442 yılında gerçekleşmiş. Adanın etrafı duvarlar ile kapatılmış, böylece çevre köylerden gelen aileler Türk ve korsan saldırılarına karşı bu adaya sığınmışlar.

Karadağ‘ın tarihi birliklerinden biri olarak bilinen Pastrovic kabilesinden bir grubun adaya ulaşmasından sonra kurulan bölgede, on iki Pastrov klanının her biri için bir evle bir kale inşa edilmiş. Sveti Stefan’ın girişinin üst kısmındaki terasta “adaletin yeri” olarak bilinen Pastroviç mahkemesi bulunmaktadır. Sveti Stefan’ın üç kilisesi vardır: adanın en yüksek noktasında yer alan ve ardından adaya ismini veren Aziz Stephen kilisesi, Alexander Nevski kilisesi ve adanın girişinde bulunan kilisedir.

Konumu sayesinde Sveti Stefan, Pastrovic klanının tamamı için bir ticaret ve iletişim merkezi olarak bilinmekteydi. Ticaretin canlı olduğu Venedik Cumhuriyeti zamanında stratejik ve ticari bir öneme sahipti.

Modern Zamanlar

Ada, çoğunlukla balıkçıların göç etmeye başladığı 19. yüzyılın sonuna doğru yavaş yavaş önemini yitirdi. Balkan savaşları sırasında adada sadece yaklaşık 30 aile yaşıyordu.

Adaya yeniden yerleşim, 1955 yılında adanın tamamen yenilenmesi ve dünyanın en sıradışı “şehir oteli” haline getirilmesi ile gerçekleşti. Sokaklar, duvarlar, çatılar, cepheler eski görünümlerini korurken, evlerin içi modern otel tasarımları ile yenilenmiş. Sveti Stefan adası günümüzde, lüks turizm ticaretine yönelik eski dış görünüm ile görkemli bir iç mekanın çekici bir birleşimi haline gelmiştir.

Adayı Gezmek İçin İçeri Girebilir Miyiz?

Adayı eskiden küçük bir ücret karşılığında ziyaret etmek mümkündü, fakat yeni otel yapımı sonrasından bu yana sadece otel müşterileri adaya girebilmektedir.

Pek çok turist, ana yol boyunca bulunan ve adanın güzel manzarasını sunan bir noktaya kadar giderek oradan adanın görünümünü izlemektedir. Kıyıdan, adanın başlangıcına gitmek mümkündür.

Adaya, Budva’dan turist tekneleri de bulunmaktadır ancak onlarda otel misafirlerinin mahremiyetini korumak için belli bir mesafede durmaktadırlar.